top of page

Hakkımızda

Bir Varlık, Kültür
ve
Medeniyet Davası

Anadolu Mayası Derneği, Anadolu’yu yalnızca üzerinde yaşadığımız bir coğrafya olarak değil; tarih boyunca yoğrulmuş bir varlık şuuru, gönül birliği ve medeniyet zemini olarak gören bir anlayışla kurulmuştur.

Bizim için Anadolu, sınırları haritalarla belirlenmiş sıradan bir toprak parçası değildir. İnsanıyla, diliyle, inancıyla, musikisiyle, mimarisiyle, düşüncesiyle, hafızasıyla ve irfanıyla yaşayan büyük bir tarihî terkiptir. Bu terkibin farklı unsurlarını birbirine bağlayan, onlara istikamet ve şahsiyet kazandıran asli cevheri ise “Anadolu Mayası” kavramıyla ifade ediyoruz.

Mayayı görünür kılan yalnızca geçmişten kalan eserler değildir. Maya; insanın dünyaya bakışında, sözünde, ahlâkında, sanatında, devlet anlayışında, komşuluk hukukunda, şehir kurma biçiminde ve tabiata yaklaşımında kendisini gösterir. Bir milletin nasıl düşündüğü kadar neyi güzel, doğru, kıymetli ve korunmaya değer bulduğunu da tayin eder.

Bu sebeple Anadolu Mayası Derneği'nin meselesi yalnızca kültürel mirası korumak değildir.

Meselemiz; kendi medeniyet dilimizi yeniden anlayabilmek, bu dili çağın imkânlarıyla yeniden üretebilmek ve gelecek nesillere yaşayan bir şuur olarak aktarabilmektir.

Mayamızın Kaynağı

Maya, dışarıdan eklenen geçici bir unsur değildir. İçine katıldığı bütünü dönüştüren, ona mahiyet ve kıvam kazandıran asli bir kuvvettir. Anadolu’nun mayası da asırlar boyunca bu topraklarda vücut bulan insan anlayışının, inancın, düşüncenin, sanatın, devlet tecrübesinin ve hayat tarzının derinliklerinde aranmalıdır.

Türk milletinin Anadolu’daki tarihî yürüyüşü yalnızca askerî fetihlerden veya siyasi hâkimiyetlerden ibaret değildir. Asıl büyük dönüşüm, bir coğrafyanın vatana, bir topluluğun millete, tarihî tecrübenin ise medeniyete dönüşmesidir.

Vatanlaşmak; yalnızca bir toprağa sahip olmak değil, o toprağa anlam vermektir.

Şehir kurmak, eser bırakmak, dil meydana getirmek, türkü söylemek, şiir yazmak, ilim öğretmek, adalet tesis etmek, mimari inşa etmek, mezar taşına dahi bir dünya görüşü nakşetmek; bütün bunlar bir coğrafyanın vatanlaşmasının tezahürleridir.

Anadolu bu bakımdan yalnızca yaşadığımız yer değil, kim olduğumuza dair verdiğimiz tarihî cevabın mekânıdır.

Kültür Anlayışımız: Muhafaza Değil, Yaşatma

Kültürü geçmişten kalan folklorik unsurların toplamı olarak görmüyoruz.

Kültür; bir milletin varlığı anlamlandırma biçimidir. İnsan ile insan, insan ile tabiat, insan ile tarih ve insan ile hakikat arasındaki münasebetlerin dilde, sanatta, düşüncede ve gündelik hayatta kazandığı biçimdir.

Bu sebeple kültürün yalnızca korunması yeterli değildir.

Müzelerde muhafaza edilen eserler, arşivlerde saklanan belgeler ve kitaplıklarda korunan metinler elbette kıymetlidir. Fakat bir kültür, ancak yeniden düşünüldüğü, üretildiği, yaşandığı ve gelecek nesillere yeni biçimler altında aktarılabildiği müddetçe canlıdır.

Maya da böyledir.

Maya, kendisini tekrar ederek değil; özünü muhafaza ederken yeni terkiplere hayat vererek varlığını sürdürür.

Bu nedenle Anadolu Mayası Derneği olarak hedefimiz geçmişi bugüne aynen taşımak değil; geçmişten gelen asli cevheri anlayarak bugünün ve yarının dilini kurabilmektir.

Tarih Tasavvurumuz: Süreklilik İçinde Bir Millet

Tarihi birbirinden kopuk dönemlerin sıralandığı bir kronoloji olarak değerlendirmiyoruz.

Türk tarihinin farklı siyasi yapıları, devletleri ve dönemleri arasında biçimsel farklılıklar bulunmakla birlikte, bunların gerisinde uzun bir tarihî hafıza ve medeniyet sürekliliği bulunduğuna inanıyoruz.

Kadim Türk devlet geleneğinden Selçuklu’ya, beyliklerden Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e uzanan tarihî yürüyüş; yalnızca yönetim biçimlerinin değişmesiyle açıklanamayacak kadar derin bir birikim meydana getirmiştir.Bu birikimin içerisinde;

töre vardır, devlet fikri vardır, adalet arayışı vardır, vatan şuuru vardır, ilim vardır, irfan vardır, sanat vardır ve insanı merkeze alan bir hayat anlayışı vardır.

Biz geçmişin herhangi bir dönemini diğerinin karşısına yerleştiren parçalı tarih okumaları yerine, Türk milletinin uzun tarihini kendi şartları ve sürekliliği içerisinde anlamaya çalışıyoruz.

Çünkü millet hafızasını kaybettiğinde yalnızca geçmişini değil, geleceğini kurma kabiliyetini de kaybeder.

Dil: Hafızamızın Evi

 

Bir medeniyetin en büyük taşıyıcısı dildir.

Dil yalnızca insanların birbirleriyle haberleşmesini sağlayan bir vasıta değildir. Bir milletin dünyayı nasıl gördüğünü, kavramlarını nasıl kurduğunu ve varlığa hangi anlamları yüklediğini taşıyan müşterek hafızadır.

Bir kelimenin kaybolması bazen yalnızca bir kelimenin değil, o kelimeyle birlikte düşünülmüş bir dünyanın da kaybolması anlamına gelir.

 

Bu sebeple Türkçenin tarihî derinliğinin korunmasını, zengin söz varlığının yeni nesillere aktarılmasını ve Türkçenin bilimden felsefeye, sanattan teknolojiye kadar hayatın bütün sahalarında güçlü bir düşünce dili olarak geliştirilmesini temel kültür meselelerimizden biri kabul ediyoruz.

Bizim için dilini korumak, yalnızca kelimelerini korumak değildir.

Dilini korumak, düşünme imkânını korumaktır.

Sanat: Medeniyetin Görünür Hafızası

 

Bir medeniyet kendisini yalnızca kitaplarla anlatmaz.

Bazen bir Selçuklu taş işçiliğinde, bazen bir kubbenin nispetinde, bazen bir kilimin deseninde, bazen bir türkünün ezgisinde, bazen bir hat levhasında, bazen bir mezar taşında ve bazen de Anadolu insanının gündelik hayatındaki küçük bir incelikte bütün bir dünya tasavvuru saklıdır.

Bu sebeple sanatı süs veya kültürel faaliyetlerin tali bir alanı olarak değil, medeniyet şuurunun görünür hâle geldiği temel sahalardan biri olarak görüyoruz.

Geleneksel sanatlarımızı yalnızca geçmişin hatırası olarak korumayı değil; onların taşıdığı estetik düşünceyi anlayarak çağdaş sanat ve tasarım anlayışlarıyla yeniden buluşturmayı önemsiyoruz.

Çünkü geleneğin gerçek devamı taklit değildir.

Geleneğin devamı, kaynağını bilerek yeniden üretebilme kudretidir.

Gönül Birliği

Anadolu Mayası’nın merkezinde insan vardır.

Anadolu’nun tarihî tecrübesi farklı şehirleri, bölgeleri, gelenekleri ve mahallî kültürleri ortak bir hayat içerisinde buluşturmuştur. Bu çeşitlilik, doğru anlaşıldığında parçalanmanın değil zenginliğin kaynağıdır.

Bizim anlayışımızda birlik, herkesin birbirine benzemesi değildir.

Birlik; farklı seslerin aynı büyük musikinin içinde kendi yerini bulabilmesidir.

Bu sebeple Anadolu Mayası’nı ayrıştıran değil birleştiren, daraltan değil kuşatan, geçmişe hapseden değil geleceğe taşıyan bir medeniyet fikri olarak görüyoruz.

Gönül birliği, ortak hafızanın ve müşterek geleceğin temelidir.

Modern Dünya Karşısındaki Duruşumuz

Çağımız insanlığa büyük imkânlar sunarken aynı zamanda ciddi bir kimlik ve anlam krizini de beraberinde getirmektedir.

Teknolojinin hızla gelişmesi, iletişim araçlarının yaygınlaşması ve kültürler arasındaki etkileşimin artması insanlık için önemli fırsatlar doğurmuştur. Buna karşılık küresel kültürün tek tipleştirici etkisi; dillerin, mahallî hafızaların, geleneklerin ve özgün düşünce biçimlerinin giderek zayıflamasına da yol açabilmektedir.

Biz modern dünyayı reddetmiyoruz.

Bilime, teknolojiye, üretime, yeniliğe ve dünyayla güçlü ilişkiler kurmaya karşı değiliz. Aksine, kendi medeniyet köklerinden beslenen bir toplumun çağdaş dünyada daha özgün ve daha güçlü eserler ortaya koyabileceğine inanıyoruz.

Meselemiz modernleşmek veya modernleşmemek değildir.

Asıl mesele, başkasına dönüşmeden yenilenebilmek; dünyaya açılırken kendine yabancılaşmamaktır.

Bu nedenle Anadolu Mayası Derneği, geçmiş ile gelecek arasında tercih yapmak yerine ikisi arasında sahih bir bağ kurmayı amaçlar.

Gençlik ve Gelecek Tasavvurumuz

Bir medeniyetin geleceği, genç nesillerinin kendi geçmişleriyle kurdukları ilişkinin niteliğine bağlıdır.

Gençlerin yalnızca tarihî bilgiye sahip olması yeterli değildir. Kendi kültürünü okuyabilen, sanatını anlayabilen, dilinin imkânlarını kullanabilen, dünyadaki gelişmeleri takip eden, sorgulayan, araştıran ve yeni eserler ortaya koyabilen şahsiyetler yetişmesi gerekir.

Bizim arzuladığımız gençlik, geçmişini ezberleyen değil anlayan; dünyayı taklit eden değil okuyan; yalnızca tüketen değil üreten; aidiyetini sloganlarla değil bilgi, ahlâk, emek ve eserle ortaya koyan bir gençliktir.

“Mayası sağlam nesil” anlayışımızın özü budur.

Köklerinden emin olduğu için dünyaya açık, kimliğinin farkında olduğu için farklılıklar karşısında özgüvenli, geçmişini bildiği için geleceği kurabilecek cesarete sahip bir nesil.

İlim, Fikir ve Araştırma

Medeniyet iddiası yalnızca güçlü duygularla sürdürülemez.

Bir medeniyetin yeniden üretilebilmesi için araştırmaya, düşünceye, tenkide, kavram üretimine ve ilmî çalışmaya ihtiyaç vardır.

Bu sebeple Anadolu Mayası Derneği olarak tarih, felsefe, edebiyat, dil, sanat tarihi, mimari, musiki, sosyoloji, şehir kültürü, geleneksel sanatlar ve Türk düşünce tarihi gibi alanlarda yapılacak nitelikli çalışmaları önemseriz.

Konferanslar, seminerler, okumalar, yayınlar, araştırmalar, kültür programları, sanat faaliyetleri ve gençlere yönelik çalışmalar aracılığıyla Anadolu’nun medeniyet birikimini yalnızca anlatmayı değil, üzerinde yeniden düşünmeyi hedefliyoruz.

Çünkü bize göre medeniyet, hakkında konuşulan bir hatıra değil; üzerinde çalışılan ve eser verilerek sürdürülen bir sorumluluktur.

Sembollerimiz ve Hafızamız

Derneğimizin kültürel dünyasında yer alan geyik, hilal ve Selçuklu motifleri, yalnızca görsel tercihler değildir.

Geyik; Türk kültürünün kadim hafızasında yol göstericiliği, tabiatla kurulan bağı ve kutlu yolculuğu hatırlatır.

Hilal; asırlar boyunca medeniyetimizin gökyüzüne, mimarisine, sanatına ve müşterek hafızasına nakşolmuş güçlü sembollerden biridir.

Selçuklu motifleri ise geometrinin, nizamın, sonsuzluk düşüncesinin ve estetik disiplinin taşta, ahşapta ve süslemede vücut bulmuş hâlidir.

Bu sembolleri geçmişe duyulan romantik bir özlemin değil, tarihî hafızayla kurduğumuz canlı ilişkinin işaretleriolarak görüyoruz.

Neden Buradayız?

Çünkü bir milletin geleceğinin yalnızca ekonomik büyüklükle, teknolojik kapasiteyle veya siyasi güçle kurulamayacağına inanıyoruz.

Bütün bunları anlamlı kılacak bir insan tasavvuruna, ahlâka, kültüre, hafızaya ve medeniyet şuuruna ihtiyaç vardır. Biz;

kültürümüzün araştırılması için buradayız.

Dilimizin imkânlarını genişletmek için buradayız.

Gençlerin kendi medeniyet mirasıyla sahih bir ilişki kurabilmesi için buradayız.

Sanatın, düşüncenin ve ilmin yeniden güçlü bir kültür ikliminin parçaları hâline gelmesi için buradayız.

Anadolu’nun şehirlerini, eserlerini, hikâyelerini, türkülerini, düşünürlerini, sanatkârlarını ve tarihî hafızasını geleceğe taşımak için buradayız.

Fakat en önemlisi, geçmişi tekrar etmek için değil, geçmişten aldığımız kuvvetle yeni eserler meydana getirmek için buradayız.

Bir Muhafaza Değil, İnşa Hareketi

Anadolu Mayası Derneği'nin hedefi nostalji üretmek değildir. Geçmiş bizim için sığınılacak bir hatıra değil, geleceği kurarken müracaat edeceğimiz büyük bir tecrübe ve imkân alanıdır.

Bu nedenle faaliyetlerimizi iki temel kavram etrafında şekillendiriyoruz:

Muhafaza ve inşa.

Muhafaza; bize ulaşan tarihî ve kültürel mirası tanımak, anlamak ve korumaktır.

İnşa ise bu mirastan hareketle çağımıza ait yeni düşünceler, yeni sanat eserleri, yeni araştırmalar, yeni kültür kurumları ve yeni bir medeniyet dili ortaya koyabilmektir.

Birini diğerinden ayırmıyoruz.

Çünkü kökü olmayan ağacın geleceği olmadığı gibi, yeni dallar veremeyen bir ağacın da yalnızca geçmişi vardır.

Medeniyet Davamız

Bizim için Anadolu Mayası bir nostalji kavramı değil, bir medeniyet mesuliyetidir.

Bu mesuliyet; geçmişi bilmekle başlar, bugünü anlamakla devam eder ve geleceğe eser bırakmakla tamamlanır. Kendimizi büyük sözlerin değil, büyük bir miras karşısındaki sorumluluğun sahibi olarak görüyoruz.

Bu topraklarda bizden önce yaşayan, düşünen, üreten, mücadele eden ve eser bırakan nesiller bize yalnızca bir vatan değil; korunması, anlaşılması ve geliştirilmesi gereken büyük bir medeniyet birikimi bıraktılar.

Bizden sonraki nesillere ne bırakacağımız ise bizim irademize bağlıdır.

Anadolu Mayası Derneği olarak gayemiz; geçmiş ile gelecek, gelenek ile yenilik, ilim ile irfan, fikir ile sanat arasında yeni bağlar kurarak kendi köklerinden beslenen güçlü bir gelecek tasavvuruna katkıda bulunmaktır.

Bizim Sözümüz

Biz, kökleri binlerce yıllık tarihî hafızaya uzanan büyük bir ağacın bugünkü dallarıyız.

Köklerimizi toprağın altında bırakmak değil, onlardan aldığımız kuvvetle göğe doğru yeni dallar uzatmak istiyoruz.

Biliyoruz ki medeniyetler yalnızca geçmişte kazandıkları zaferlarla yaşayamaz. Her nesil, kendisine ulaşan mirası yeniden anlamak, ona kendi emeğini katmak ve onu kendisinden sonraki nesle daha güçlü biçimde teslim etmek zorundadır.

Bizim davamız tam olarak budur:

Hatırlamak fakat geçmişte yaşamamak.
Korumak fakat dondurmamak.
Köklenmek fakat dünyaya kapanmamak.
Öğrenmek fakat taklit etmemek.
Ve nihayetinde, aldığımız mirasa kendi eserimizi eklemek.

Anadolu bizim için yalnızca doğduğumuz veya yaşadığımız yer değildir.

Anadolu bir hafızadır.
Anadolu bir gönül coğrafyasıdır.
Anadolu bir medeniyet tecrübesidir.
Anadolu bir mayadır.

Ve biz, bu mayanın taşıdığı asli cevherin geçmişten geleceğe aktarılması için ilimle, fikirle, sanatla ve eserle çalışmaya talibiz.

Dün buradaydık.
Bugün buradayız.
Yarın da burada olacağız.

Çünkü biz Anadolu’yu yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak olarak değil, emanet aldığımız ve geleceğe taşımakla mesul olduğumuz bir medeniyet yurdu olarak görüyoruz.

Desteğinize ihtiyacımız var

bottom of page